Durun durun yetiştim...
2022 bitmeden bir hoşça kal 2022 yazısı yazmazsam ölecekmişim gibi geldi. Çünkü veda edilmeyi hak eden bir yıldı benim için. Hem akademik hem de özel yaşantımda pek çok ilke ev sahipliği yaptığı yetmezmiş gibi nerden baksak 2 3 yıllık farkındalık yaratmayı da becerdi. Bayağı sağlam bir yıldı benim için anlaşıldığı üzere. Detaylara inip tek tek neler yaşadığımı yazmayı çok istesem de yazarken onca duyguyu arka arkaya yaşama ihtimalimi göze alamayacağım ve size ne benim ne yaşadığımdan sorusunu göz ardı edemeyeceğim. Yaşadıklarım iyi hoş da -salt güzel şeyler yaşamadım elbette, kim yaşadı ki zaten- bana kattıkları açısından inanılmaz tatmin etti bu yıl beni. Aman mesrojo kattı da kattı deyip duruyorsun da ne kattı, demeniz halinde neler katmadı ki diye kısa bir cevapla geçiştirecek olsam burada olmazdım.
Benim bu yıldan öğrendiğim en büyük ders -ki herhangi bir yıla öğretmenlik atfetmenin saçmalığının farkındalığıyla devam edeceğim- ne yaşarsak yaşayalım, ne hissedersek hissedelim, neyi ne kadar iyi, güzel, doğru veya rezalet yaparsak yapalım ya da herhangi bir şey yapmadan yaşayalım hayat bizi öyle noktalara sürüklüyor ki... Sürüklediği nokta her zaman gül bahçesi olmasa da sürüklenirken öğrendikleriyle tatmin oluyor insan. Evet tatmin oluyor çünkü tüm yaşantıların bizi mutlu etmesi hem mümkün değil hem de hoş değil. Mutlu olmak da hoş olmaz bazen. Behzat'a dönüp "Mutsuz olalım ne var? Biz de mutsuz oluruz. Ben seninle mutsuzluğa da varım." diyen Savcı Esra misali Behzat'tan daha saplantılı kişiliklerimizle mutsuzluğa da var olmak lazım. -Tam şu an playlistte pilli bebek çalmaya başladı. Bu bir işaret olsa gerek. Mutsuzluğumuzu kabul edebilmemize dair...- Evet, 2022 yılının bana kattığı en büyük şey buydu, kendimle her şeye, mutsuzluğa bile var olmak. Kendimi tüm günahlarımla, sevaplarımla, en masum ve en şeytani taraflarımla kabul edip -ki başka şansım mı var zaten.- sevmek! İnsanın kendisini sevmesi çok basitmiş gibi gelse de kulağa, inanılmaz zor özünde. Bu zorluğu canlandırabilmeniz için şöyle anlatabilirim. Bizler insanlara olduğumuz gibi davranmayız. İnsan en rahat olduğu yerde, en rahat olduğu kişiyle bile kendini bazı noktalarda frenler, sansürler. Bu sansürlemelerin hepsini bilinçli de yapmayız. Hatta bazı kişilerin yanında ekstra sevecen, masum kısacası sevilebilir taraflarımızı sergilememize rağmen sevilmediğimizi, en azından hak ettiğimizi düşündüğümüz kadar sevilmediğimizi hissettiğimiz anlar mutlaka olur. Fakat tüm bu rollere, maskelere, personalara rağmen kendimize dair o kadar karanlık sırlarımızı, o kadar vahşi hallerimi biliriz ki... Bilinçaltına attıklarımızı saymıyorum bile. Bu kadar çok bilgi engel oluyor kendimizi sevmemize belki de. Her şeyiyle tüm hatalarını, tüm kötülüklerini, tüm sinsi hayallerini bildiğimiz kişiyi sevmek, gerçekten zor. Fakat bir taraftan da en büyük yaralarını, en gürültülü hayal kırıklıklarını, en masum anında sırtına saplanan bıçakları bildiğimiz kişi... Bu kişiye karşı ya iyi taraflarını görüp, kötüleri göz ardı ederek seveceğiz ya da kötülüklerine odaklanıp içten içe nefret duyacağız gibi değil de her iki ucu da bilip her şeye rağmen sevmek, merhamet etmek yeri geldiğinde silkelenip ayağa kakmasını sağlamak zorundayız gibi. Bunu kendimize kendimiz yapmayacaksak kim yapacak?
Bu yıl önceki yazıda yazdığım gibi pek çok duyguyu tattım, pek çok gözyaşı döküp ağız dolusu dedikleri kadar güldüm. Kalbimin sıkıştığını hissettiğim, ne yapacağımı bilemeyip sadece ortada dönüp durduğum anları da kucakladım, midemdeki kelebeklerin kanat çırpış seslerinden uyamadığım anları da kucakladım. Hepsi benim yaşantılarımdı, hepsi benim bu dünyadaki payıma düşen şeylerdi. Ve bu pay için minnettarım. Evvela tabii ki Tanrıya daha sonra vesile olanlara. Evet beni üzenlere, gece vakti ağlamama sebep olanlara, geleceğim deyip gelmeyenlere, hevesimi kursağımda bırakanlara, özlemeyen, sevmeyen, tek başıma bırakan, bazen rahatsız eden, kıran, döken herkese... Bir daha aynı duruma düşmeyeceğime yeminler ettiren, bir daha olsa aynı hatayı yine yapardım, çok daha güzelini yapardım dememe sebep olanlara...
Her şeye ve herkese minnettarım. Hepinizi sevdiğimi söyleyemem elbette, bazılarınızdan nefret ettiğimi söylesem bile az kalır belki ama tüm yaşanılanlarla şu anki ben olduğuma göre ve ben şu anki benden bu kadar memnun olduğuma göre iyi ki...
Yaşanılan, yaşanılacak olan her şey için binlerce kez iyi ki...