10 Mart 2021 Çarşamba

Bizimkisi Bir Boşanma Hikayesi

 Boşanma, boşanmanın çocuk ve anne baba üzerindeki etkileriyle ilgili pek çok yazı görmüş, okumuşsunuzdur. Fakat evliliğin kutlanması adına yüzlerce kişinin dahil edildiği düğünlerin fazlaca rağbet gördüğü toplumumuzda boşanma da ailesel olmaktan çok toplumsal bir olgudur. Boşanma sürecindeki imzaların sahibi yine iki kişi olsa da düğünde kimin ne mücevher taktığı, pastanın kalitesi, salonun ihtişamı, gelinliğin fiyatı gibi konularda yorum yapma hakkına sahip olan toplumumuz boşanmada bir o kadar etkili ve yorum yapma hakkına sahip görüyor kendisini. “Başlarken olaya dahildim, biterken de dahil olmalıyım.” düşüncesindendir belki de.

Boşanıp, boşanılmayacağı konusunda yorum yapmaktan, fikir belirtmekten geri durmadıkları gibi her detay hakkında söz sahibidirler. Hangi eşyayı, hangi tarafın aldığı hakkında fikir sahibi olan kişi boşanma aşamasında da çocuğun velayeti kimde kalacağı hakkında fikir sahibidir. Kendimce bu gibi özel hayatın sınır ihlallerindeki suçu toplulukçu kültürümüzü fazla özümsemişliğimizde bulsam da artık değiştirmek için adım atılmalı diye düşünüyorum.

Bu adımın atılmasının yakın zamanda olmayacağını bildiğimden birkaç konuya değinmek istiyorum. Boşanan çiftler zaten çoğunlukla halledemedikleri problemler olduğu için boşanıyor, yani evin içi problemli. Problemli bir ilişkinin olduğu evde ebeveynlik görevinin de sağlıklı yürütülmesinde zorlanılacağını tahmin etmek zor değildir. Boşanmalarınsa en zorlu olduğu durum çiftin çocuk sahibi olduğu durumdur. İkili ilişkideki problemin etkilediği ebeveynlik ilişkisinin sağlığına zeval getirmemek adına boşanmayı veya evlilik sürdürülecekse nasıl sürdürülecek konusunu iki kere değil onlarca kez düşünülmelidir. Fakat ben bu yazıda boşanmanın ailesel yönünden çok toplumsal yönünden bahsetmek istiyorum.

Evlilik ilişkisi içerisinde bulunan herkesi fazlaca etkileyen boşanmayı toplumun da etkilediğini belirtmiştim, peki bu nasıl gerçekleşiyor? Amacım ve önemsediğim durum gereği çocuk sahibi olan bir çiftin boşanmasının söz konusu olduğunu varsayalım.

Berbat bir aile yaşamı var, anne baba kavga etmekten çocuğun varlığını unutmuş, çocuk her anlamda sevgisiz ve kaotik bir ortamda büyüyor. Bunun zaten sağlıksız bir durum olduğu aşikar. Çözülmeyen sorunların sonucu olarak şiddetli geçimsizlikten boşanabildi bu çift. Emin olun ortada maddi bir kaygı babanın anneye fiziksel veya psikolojik şiddeti devam etmiyorsa iki sene sonra çocuk “İyi ki boşanmışlar zaten beceremiyorlardı evli kalmayı.” cümlesini kurulabilir, hatta “Keşke daha önce boşansalardı.” cümlesinin bile kurulma ihtimali çok yüksektir. Tabii ki boşanmadan kaynaklı sorunlar yaşayacaktır çocuk fakat problemli olan aile hayatında da sağlıklı bir dönem geçirmesi mümkün değildi. Sanılanın aksine çocuk için evli kalmak, evli kalmayı beceremeyecek çiftler için ertelenmiş boşanmadan başka bir şey değildir.

Boşanmış anne babaya sahip olmanın çocuğu etkileyeceğinden bahsetmenin anlamı yok. Fakat pek çoğunuzun, özellikle de boşanmayı yakından yaşamayanlarınızın bilmediği bir nokta var ki sizlerin “iyilik, yanında olma” adına yaptığınız pek çok şeyin ebeveynleri boşanmış kişide olumsuz etki yaratıyor olduğudur. Çünkü senin başını okşayıp “Bana her şeyi anlatabilirsin, bir derdin olursa haberim olsun.” dediğin çocuk ona acıdığının farkında, bunu yalnızca sen yapmıyorsun. Hocaları, akrabaları, komşuları, belki arkadaşlarının aileleri gibi çevresindeki pek çok yetişkin yapıyor. Çocuğun gözünden durum şöyle gerçekleşiyor “Bu kadar yetişkin bana acıyorsa acınacak haldeyimdir.” Özellikle kişilik gelişiminin en önemli kırılma noktalarından olan ergenlik dönemindeki çocuk için acınacak halde olduğu düşüncesinin yaratacağı tahribatları göz önüne alırsak sizin iyilik adı altında yaptığınız şeylerin altında yatan acıma duygusu ergen tarafından rahatça fark edilebilecek bir durum. Zaten pek çok hormonal değişimle, kargaşayla baş etmesi gereken ergen boşanmış ebeveyne sahip olmanın yanında bir de acınacak halde olma duygusuyla baş etmek zorunda kalıyor böylelikle.

Peki biz bu çocuklara nasıl yaklaşmalıyız? Eğer çocuk sizden yardım istememiş, desteğe ihtiyacı varmış gibi durmuyorsa kendinizce yardım etme çabalarına girmeyin. Hatta böyle bir ihtiyacını fark ettiyseniz dahi yetkinliğiniz, konuyla ilgili bilginiz yoksa en iyi yardım bir uzmanla görüşmek, çocuğun görüşmesini sağlamak olacaktır. Bilmeniz gereken önemli bir nokta da şu ki; yalnızca öğretmen olmanız, diplomanızın olması sizleri bu konuda yetkin yapmaya yetmiyor, maalesef. Sizlere doğru gelen bir şey karşınızdaki kişi için doğru olmayabilir veya düşündüğünüz doğruyu aktarırken karşınızdaki kişinin de doğru olarak algılayabileceği şekilde aktaramamış olabilirsiniz.

Bazen en doğru olan şey bir bilene danışmaktır. Harekete geçmeden, yara izi oluşturmadan önce.

Hiç yorum yok:

Yorum Gönder

Ay Ben 2025'ten Çıkmayı Unutmuşum

 Selam gönül dostları veya sanayi tostları, Nicedir uğramıyordum buralara, garip gelebilir kulağa fakat vaktim olmamıştı. Yokluğumda pek çok...