24 Ekim 2023 Salı

Bırak Geçmişte Kalsın!

 Selam, 

Geçtiğimiz şu bir yıl içerisinde ne çok selam verdik boşluğa, ne çok sesimizi duyurmaya çalıştık ahrazlara. Bizim de hatamız fısıltılarımızı duymalarını beklemek fakat kim kıymet verdiğine kulak kesilmez ki? Hepimizin birinin göğsüne başını dayayıp kulağına gelen pıt pıtlara bu denli yakın olabilmiş olmaya şükrettiği anlar vardır. Bazen o pıt pıtlarla aramızda kilometreler de olsa bu sefer bizim midemizde kelebeklerin bir anda havalanmasını sağlayan şeyler yaşamışızdır. Emin olun duymak isteyene bir kelebek çırpınışı da, bir fısıltı da, bir çığlık da ulaşabilir. Duymak istemeyene seslenmemeniz taraftarıymışım gibi algılanmasın cümlelerim. Sizin edecek kelamınız varsa seslenin elbette, duymak karşıdakinin hikmeti, sual etmeyin demeye çalışıyorum. 

Son birkaç aydır garip dönemler yaşıyorum. Mutsuzum desem değil, mutluyum desem gönlüm elvermez. Derin bir uyku halindeyim. Uyur uyanık bir yaşam. Uyurken ayrı, uyanıkken ayrı hissettiren. Yeri geldiğinde 15 saate yakın uyutan, yeri geldiğinde gözüme uykunun girmediği anlar. Sebebini konuşmanın anlamı yok, zaten kolay kolay sebep olmaz. Sebepler olur. 

Aslında buraya geliş amacım 2022'ye veda edememiş, 2023'e hoş geldin diyememiş Mesrojo olarak açıklama bırakmaktı. Fakat geldiğimde gördüm ki 2022'ye veda etmişim çoktan. Veda edebiliyormuşum yani yer yer. Şaşkınım. 

Şaşkınım çünkü tüm veda hakkımı zamanında kullandığım için veda etmekte zorlandığıma dair bir tezim vardı. Gerçi 2022'ye veda bu kapsama girmez sanırım. 2022'de bırakmak istediklerime girer ama. Edemediğim vedalar... 

Veda etmek benim için çok ağır bir kelime. Birini son kez görmek, son kez gördüğünü bilmek, bir daha görüşmemek üzere ayrılmak... Ne büyük iddia! Yine de bazı vedalar edilmeli, edilmeli ki kişi kendine olan saygısına, sevgisine veda etmesin. Buralara gelmeyeli yaşadıklarım; bu hayatta her an her şeyin olabileceğini kanıtladı bana. Ve bu olanlar bir bütün olarak yaşanması gereken şeylerdi, yaşandı ve bitti. Bitmesine izin vermek zorundayız. Bazen bitişler acı da verse, ya bitmese daha güzel olmaz mı gibi cümleler de kurdursa, bitmeli. Bazı şeyler geçmişte kalmalı. Geçmişte kalması gereken şeyleri geleceğe taşımak için çabalamayın. 

Çabalayın, çabalamayın ya da her neyse. Boşverin beni. Evet evet, beni ciddiye almanız gereken tek nokta burası; beni boşvermek. Beni ve diğer pek çok insanı. Bizler kendi yaşantılarımızla, kendi hislerimizle akıl vermeyi pek severiz insanlara. Akıl verirken üstten üstten konuşur, net cümleler kurarız. Hisseden taraf değiliz ya, kolaydır o yüzden bize konuşmak. 

Selam, buraya kadar olan kısmı 9 mayısta gece 2'de yazmışım. İnsanlara veda edeyim, geçmişte bırakayım derken yazıyı geçmişte bırakmışım. 21 ekim saat 22'den bildiriyorum; geçti. Geçmez sandığımız pek çok şey gibi. Geçti, üstüne başka şeyler de oldu ve bitti. Olacak ve bitecek. Bu döngü devam edecek. Bu sebeple geçip giden her şeye ve herkese toplu bir hoşça kal...

Hiç yorum yok:

Yorum Gönder