10 Şubat 2021 Çarşamba

Ötekileştireveremeyeceklerimizdenmişsinizcesine

Senden, benden, bizden olmayanlar "ötekiler"; kimdirler, ne yer ne içerler, nasıl yaşar, nasıl düşünürler?

"Her şey zıttıyla vardır, anlamlıdır" gibi bir klasiğe girmek istemem ama hatırlatma amaçlı birkaç cümle yazmak gerekli sanırım. Beyaz, siyahın yanında beyazdır. İyi, kötülük varsa iyidir. Öteki ise "ben" veya "biz" olan her yerdedir. 

Ötekinin kim olduğu kısmında ise geçerli sayılabilecek tek nokta sanırım ben gibi veya biz gibi olamayan, olmayandır. Sen kendini ne olarak tanımlıyorsan öteki, o olarak tanımlamayan veya senin öyle tanımlamadığındır. Kısaca ötekiyi belirleyen senin, sizin kim olduğunuzdur. 

Tarih boyunca öteki olanlar her zaman el değiştirmiş, farklı uygulamalara maruz kalmıştır. Geçmişte daha çok azınlıklar öteki kabul edilirken günümüzde hakkında fikir sahibi olmadığımız, tanımadığımız, hatalı(!) düşünen veya davrananlar ötekileştirilmektedir. Sosyal medyanın da etkisiyle ötekileri daha kolay damgalama, daha çok ötekileştirme ve bizden olmadığını vurgulama gereği duymaya başladık. "Ben onlardan değilim" temel mesajı kapsamında ötekiyi belirginleştiren ve ötekileri onaylamadığını hatta nasıl yaptırımlar olması gerektiğini kolayca ifade edebilir hale geldiğimiz bir noktadayız.

Geçmişte azınlıklar, azınlık olduklarının farkındalığıyla ve hakim görüşün gücü neticesiyle sessiz kalmaya, baskılara boyun eğmeye çok daha mecburken artık herkesin kolayca kendisini ifade edebileceği medya organlarının doğmasıyla öteki yalnız olmadığını gördü. Yalnız olmadığını fark eden ötekinin de çıkmaya başlayan sesi neticesiyle ben-öteki kargaşası en üst noktalara taşındı. 

Tarihin bizlere sunduğu belgelere göre ötekilerin öteki olma sebepleri devletlere, devlet rejimine göre değişmekteydi çoğunlukla. Ulus devletlerin ötekisi, devlet yöneticilerinin kendisini tanımladığı ulusa ait olmayanlardı. İmparatorlukları bağlayan temel etkenin çoğunlukla din olması sebebiyle bu sefer ötekiler devlet yöneticilerinin benimsediği dine mensup olmayanlardı. Ama bunlar genel ötekilerdi, daha özele indiğimizde aynı dine mensup olduğunu söyleyen iki grubun mezhepler sebebiyle farklı ben ve ötekilere sahip olduğunu görebiliriz. Tarihte bizlerin duyduğu büyük yıkımlar arasında mezhep savaşları da yer almaktdır; Katolik hıristiyanlarla Protestan hıristiyanların Otuz Yıl Savaşları bunun bir örneğiyken Yavuz Sultan Selim döneminde gerçekleşen Şah İsmail ile Sunni-Alevi temelindeki isyanlar, seferler, ve katliamlar da mezhep çatışmalarına örnektir. Ben-öteki çatışması, geçmişten günümüze süregelen ve gelecekte de sürecek olan bir çatışmadır. İnsanlık tarihinin başlangıcına insek bile göreceğimiz yine ben-öteki çatışmasıdır. Tarafların isimleri Homosapiens ve Neandartellerdir. Günümüzdeki ben-öteki çatışmalarını saymanın zorluğunu tahmin edebilirsiniz. Hepimizin de bu çatışmaların tam ortasında yer aldığımızı düşünürsek saymaya da gerek yoktur. 

Bir hocamın kurduğu "Bilmediğimiz şeyden en iyi ihtimalle korkar büyük ihtimalle ise nefret ederiz." cümlesini ben ve öteki kavramlarının geçtiği bir yazıda ne kadar anlamlı olduğunu fark edebilirsiniz. 

Ötekinin değişkenliği benim ne olduğumla değil de daha çok kendimi nasıl tanımladığımla ilgili olduğunu vurgulamalıyız. Bir insanın grup aidiyetinin, ötekileştirme davranışının üzerinde pozitif yönde etkisi olduğunu düşünüyorum. Ne kadar bir grubu benimsemişsek ötekiler o kadar ötekileşir bizim için. 

Ötekiden kastın azınlıklar olmadığına tekrar vurgu yapmak isterim. Öteki görecelidir. senin bu tarihte bu konumdaki ötekinin, konum ve zaman değişimiyle değişmesi muhtemeldir. Öteki tamamen senin içindekinin dışarı yansımasıyla oluşmaktadır. İçindekinin değişmesiyle değişirsin "sen", senin değişmenle değişir "öteki".

"Ben"in olduğu her yerde "öteki"nin var olduğunu, olacağını söyledim. Ötekiyi ortadan kaldıramıyorsak amacım ne?

Ötekinin daima olması, ötekiye daima yaptırım uygulama zorunluluğu getirmemektedir. Ötekiyle yaşamak, ötekiye karşı olan duyguları daha dizginlenebilir hale getirecektir. Yani bilmediğimiz şeyden korkacak veya nefret edeceksek o şeyi tanımamız gerektiğini vurgulamak istiyorum. Ayrıca benliği tanımlarken en büyük kümeyi "insan olma" kümesi olarak alırsak ötekiyle "biz" olunabilecek bir noktamızın farkına varmak zor olmayacaktır. İnsan olma kümesini zaten yaptığınızı, çok kolay olduğunu düşünüyorsanız, düşünmeyin. İnsan olmanın getirisi olan hakları vermek istemediğiniz onca öteki olduğu ortada. En temel hak olan yaşama hakkını bile elinden alabiliyoruz bazen ötekinin. Tabii bunu her birimiz silah çekip yapmıyoruz belki ama cümlelerimizle, yaptırımlarımızla o kişiyi intihara sürüklemek biraz da bizlerin suçu değil midir? 

Üniversitenin kişinin görüşlerinde bu denli değişim yaratmasının temel sebebi; şehrinde, köyünde, evinde öteki kabul ettiği insanla konuşma fırsatı bulmasıdır bir bakıma. Konuşmasa da düştüğünde elinden tutup kaldıran bir ötekiyle karşılaşmasıyla bile aslında ötekinin o kadar da öteki olmadığının farkındalığı başlar. Kampüs yaşamında ötekinin de kendisi gibi yediğini, içtiğini belki ağladığını, güldüğünü görür. Öteki yine farklı gruptandır kendisinden fakat o artık ötekinin tek özelliğinin o gruba ait olmak olmadığını fark eder. Öteki de en nihayetinde insan olmaya başlar kişinin gözünde. 

Bu yüzden üniversiteye giden kişiler önce bir afallar sonrasında ortama alıştıkça aile evinden, ailenin ait olduğu gruptan uzaklaşmaya başlar. Çünkü insanoğlu için aynı gruba ait olmak yetmez aynı grupları da ötekileştirmek, aynı gruplara aynı nefreti duymak gerekir. Ailenin ötekileştirip, nefret ettiği grubu sizlerin artık onlar kadar ötekileştirmemeniz bile  aile grubuna aidiyetinizi azaltacaktır. 

Kısaca, "ben" olduğu sürece "öteki" olacak fakat ötekiye karşı olan davranışlarımızda değişim göstermek zorundayız. Ötekiyle farklı olan noktalarımızın üzerinde durup sürekli tartışmaya girmek yerine aynı düşündüğümüz noktaların varlığının farkına varmak, ötekiyle "biz" olabileceğimiz noktaların farkına varmak olacağından çok büyük önem arz etmektedir. Ortak noktanızın olmaması gerektiğini savunuyorsanız en azından nefretinizi törpülemeli, insan hakları kapsamında ötekilere baskı, taciz, yaptırım gibi şeyleri uygulayamayacağınızın, uygulamamanız gerektiğinin farkına varmalısınız.

Kimse sizlerin ötekisi olduğu için belli şekilde davranmak, davranmaya zorlanmakla mücadele etmek zorunda değildir. Kimse öteki olduğu için sessiz kalmak boyun eğmek zorunda değildir. Kimse öteki olduğu için ülke değiştirmeye, okul değiştirmeye, şehir değiştirmeye mecbur değildir. Sizler de birileri için ötekisiniz neticede, herkes ötekidir. Herkesin öteki olduğu dünyada ötekiye davranışlarımızı şekillendirmek ve ötekiye karşı olan davranışlar konusunda ortak paydada buluşmak zorundayız. 


NOT: Yazıyı algılarken benim kimcilerden olduğumu düşüp olayı kaçırmamanız adına gündemden çok örnek vermemeye dikkat ettim. Çünkü bu yazıda anlatılmak istenen noktayı fark etmesini istediğim kişiler ötekileştirmeye çokça meyilli olan kişiler olduğundan buradaki tek cümlem ötekileştirilmeme, ardından tüm yazının bir öteki tarafından yazıldığının farkına varılmasıyla ciddiye alınmama zincirlemesine sebep olacaktır. 


Hangi kan affeder bayım 

Kalbinizdeki kini? 

Hangi gök temize çeker 

Ellerinizdeki kiri?

Hiç yorum yok:

Yorum Gönder